5.2.09

İnsanlık Hâli


DARİA;
"Ben benim diye... Ya da sen sensin diye... Saksıdaki tohum bu yüzden.
Biz onu zamanla suladık. Şimdi açan çiçek, kimin canını yakmaz ki?"

Duygusal olmayan insan olamaz. İnsan olan duygulanmadan yaşayamaz. Her saniyede, bir duygunun peşi sıra sürükleniverirsiniz. En ufak bir can sıkıntısı bile -booom!- duyguların bir patlamasıdır çoğu zaman. Kalbinizi söküp atamayacağınıza göre-çoğu zaman bunu dilememize rağmen- bu duygular yön verir size. Sizi siz yapar. Her duygunun adı sözlükte aynıdır ama yaşadıkça her biri başka birşeye dönüşüverir.
Kimi zaman saklarsınız bu duyguları en kuytu köşelerde; birileri görecek diye ödünüz kopar kenarını köşesini. Kimi zaman da istersiniz ki dibine kadar yaşayalım; sözlerinizden, gözlerinizden, yüreğinizden fışkırsınlar istersiniz. Bazen de dayanamazsınız, birileriyle paylaşıverirsiniz onları... O azıcık şundan koysun, bak bende de bu varmış diye diye dökersiniz ortaya içinizdekileri. Aşk deriz bunun adına; herkese göre değişir tarifi belki. Ama ortak olan birşey vardır; iki kişinin biriktirdiklerini kavuşturmasıdır aşk... Bazen ikisinin de sevgisidir birleşen, bazen birinin sevgisiyle diğerinin nefreti buluşuverir; belki de umursamazlığı. Artık ne bir sevgidir elde kalan, ne de bir nefret; Aşktır artık sadece...
Bir canlıdır aşk, yaşar içinizde. Duygulardır besini, Kalptir malikanesi, ve sevdiğinizdir oyun bahçesi. Gün be gün bakarsınız ona, sonra bir gün gelir ölüverir. "Her canlı ölümü tadacaktır.-Koskoca Zincirlikuyu mezarlığına yalan söz yazılmaz."
Her bitiş bir hayalkırıklığıdır. Ve siz de kırılan hayallerinizle kalakalırsınız biten bir aşkın ardından. Demem o ki; Sizi yaralayan şey değildir arkasını dönüp giden bir sevgili. Asıl yaralayan şey sonunu göremediğiniz bir sürü yaşanmışlık ve geride kalan anılardır. Her biri bu ayrılık için özenle sivriltilmiş milyonlarca ufak tefek anı kovalar sizi bir süre. Yavaş yavaş toparlarsınız onları en nihayetinde, koyarsınız bir kılıfa; sonra içine yaralı yüreğinizi sıkıştırırsınız ve karanlık bir köşeye atarsınız. Derin bir "ooooohhh" çekersiniz peşinden; aşkın yükü indi mi omuzdan kuş misali bir hafiflik yerleşir yerine.
Zaman akmaya devam ederken biri kulağınıza fısıldar sonra: "Her bitiş bir başlangıçtır aslında." diye. "Yahu işi yok mu bunların,her cümleleri özlü söz kıvamında." diye söylenirsiniz önce.
Sonra bir flaş patlar beyninizde; veeee hop! Aşkın, bilmem hangi hali, başlar yine en baştan.
Eeee,insanlık hâli ne de olsa...

HEY.1: Yazdıklarıyla, bu yazıya yön veren Daria'ya teşekkürler...
HEY.2: Fotoğraf Deviantart tan...

1 diyeceği olan:

daria dedi ki...

biz teşekkür ederiz!

Yorum Gönder