19.12.09

Yazamadan Biten Aylar Var!



Bu Aralık niye böyle koşa koşa gidiyoki şimdi? Dün 1'ydi, bugün 19'u olmuş. Bir an korktum İstanbul'a kar yağmadan Ocak gelecek diye (neden mi korktum? İddiaya girdik de biz kurt arkadaşla... İlk kar Ocak'ta yağsa kaybedecektim!).
Severim çünkü karı ben. Hep yağsın isterim, erkenden başlasın uzun uzun kalsın yerlerde. Yağmur gibi değildir çünkü. Öyle fazla gürültü patırtı yapmaz. Çok yağası olunca biraz zor olur belki dışarda olmak ama onun da ayrı bir keyfi olur ki kalorifer veya soba başında sıcak bişeyler içerek seyretmek dışarıyı. Ne kadar beter bir manzaraya sahip olsanız da, İstanbul da çoktur öyle yerler zaten, kar yağdığında çok güzel bir manzaraya kavuşmuş olursunuz! Heryer bembeyaz olur, dışarısı soğukken sımsıcak olur içiniz( bir bana olmuyodur heralde.) Geceleri bile karanlık olmaz eskisi kadar. Kestane pişirilir. Kartopu oynanır. Bere, eldiven, atkı takılır. Kayıp düşenler gösterilir haberlerde.
Üzülürüm tabi, dışarıda kalan her canlı türevine; biz en fazla 1-2 hafta çekerken, 6-7 ay kışın zorlu yanına maruz kalanlara. İnşallah günün birinde buna el atabilecek büyüklerimiz olursa, gönül rahatlığıyla bekleyebileceğim bu zamanları da.


Ama yine de, dökülsün karlar lapa lapa... Bürünsün her yer beyazlara...